<?xml version="1.0"?>
<rss version="2.0"> 
  <channel>
<title>SPOR - Haber Yazılımı - Haber Scripti</title>
<link>https://masal.haberpaketleri.com/spor/</link>
<description></description>
<language>tr</language>
<copyright>https://masal.haberpaketleri.com</copyright>
<image>
<title>https://masal.haberpaketleri.com</title>
<url>
https://masal.haberpaketleri.com/images/genel/logo_1.png
</url>
<link>https://masal.haberpaketleri.com</link>
<width>315</width>
<height>90</height>
</image><item>
<title>Fitoterapi nedir?</title>
<description><![CDATA[<img src="https://masal.haberpaketleri.com/images/haberler/fitoterapi-nedir.jpeg" width="250"><br><p>Bitkisel ilaç kullanımı dünyada eskilerden beri kullanılan bir yöntemdir. Fitoterapi de bunlardan bir tanesidir. Fitoterapi sadece bitkisel ilaçlarla uygulanan bir sistemdir. Fitoterapi yöntemi Almanya’daki tıp doktorları ve tıbbi bitki uzmanları tarafından ve Avrupa, Amerika Birleşik Devletleri, Yeni Zelanda ve Avustralya'nın birçok yerinde uygulanmaktadır. Fitoterapi hakkında yeterince bilgi sahibi değilseniz ve fitoterapi nedir sorusunun cevabını merak ediyorsanız işte cevapları…</p>

<p><strong>Fitoterapi nedir?</strong></p>

<p>Fitoterapide bitki ilaçları, hastayla yapılan profesyonel bir konsültasyona göre seçilir. Fitoterapi, vücudun normal işlevlerini uyarmak veya güçlendirmek için seçilirler ve böylece vücudun kendini iyileştirmesine yardımcı olurlar. </p>

<p>Fitoterapi , her müşteriye bütünsel bir tanı koymada benzersiz bir yöntem olarak yaklaşır. Reçete edilen bitkisel ilaçlar, hastanın özel ihtiyaçları için seçilen bitkilerin bir kombinasyonu olabilir. Otlar, çay, tentür, kapsül, tablet ve topikal kullanım için bir losyon / krem şeklinde reçete edilebilir.</p>

<p><strong>Fitoterapi tedavisi ne kadar sürer?</strong></p>

<p>Bu tamamen kişiye ve koşullarına bağlı olacaktır. Hastanın  fitoterapi ile uyumu da çok önemlidir. <br />
<br />
Soğuk algınlığı veya grip gibi akut durumlar veya kronik durumlar için 4-6 hafta içinde semptomlarda düzelme görülmesi günler geçtikçe not edilmelidir. Kronik problemler özellikle bitkisel ilaçlar ile tedavi için çok uygundur. Otoimmün, bazı cilt hastalıkları gibi bazı kronik rahatsızlıkların daha uzun süreli tedaviye ihtiyacı olabilir.   </p>

<p>Bitkilerle diyet</p>

<p> </p>

<p><strong>Fitoterapi güvenli midir?</strong></p>

<p>Fitoterapi, tam donanımlı bir tıbbi bitki uzmanı tarafından reçete edildiğinde çok güvenli ve etkilidir. Ancak internette satılan ve önerilen bitki kürlerine her zaman güvenilmemelidir. Fitoterapi yöntemi uzman yardımı olmadan yapılmamalıdır. Aksi takdirde sağlık açısından ciddi yan etkilere neden olabilir. </p>

<p><strong>Fitoterapi çocuklar için uygun mu?</strong></p>

<p>Fitoterapinin bebekler ve çocuk hastalıkları ve genel sağlık için çok uygun, güvenli ve etkili olduğu bulunmuştur. Otlar, semptomları hafifletebilir ve bağışıklık sisteminin olgunlaşması gibi gelişimsel değişiklikleri kolaylaştırabilir. Böylece, bir çocuğun uzun vadeli sağlığına fayda sağlayabilirler. Ayrıca gelişmekte olan vücut sistemlerini destekleyen hafif bir ilaç şeklidir. </p>

<p><strong>Fitoterapi hangi hastalıklara karşı kullanılmalıdır?</strong></p>

<p>Migren ve baş ağrıları <br />
Aşırı kilolu olma veya kilo verememe <br />
Kadın hastalıkları <br />
Mide ve bağırsak hastalıkları <br />
Troit bezi hastalıkları <br />
Kemoterapi sonrası tedavi<br />
Şeker hastalığı<br />
Böbrek ve idrar yolları hastalıkları <br />
Depresyon, Panik atakları, sinir hastalıkları <br />
Uykusuzluk, değişik kriz dönemi problemleri<br />
Alerji, Cilt hastalıkları<br />
Solunum yolları hastalıkları, Astım<br />
Romatizma, Osteoporoz</p>

<p>Öksürük ve boğaz ağrısını geçiren karışım tarifi</p>

<p> </p>

<p><strong>Fitoterapi yönteminde bitki çayları nasıl hazırlanmalı?</strong></p>

<p>Bitki çaylarının hazırlanması Japonya ve Çin gibi Uzak Doğu toplumlarında kutsal bir seramoni olarak uygulanmaktadır. Çay hazırlanacak bitkinin kalitesinin seçiminden ısıtılan suyun sıcaklığına; kullanılan demliğin ve fincanların görselliğinden kalitesine ve çay hazırlayan kişinin kıyafetinden misafirlerin çayı içme şekillerine kadar her tür ayrıntı ince ince belirlenmiş ve uygulanmaktadır. </p>

<p><strong>Suyun kalitesi önemli mi?</strong></p>

<p>Fitoterapi yönteminde çayı demlediğinizsuyun kalitesi oldukça önemlidir. Bitki çaylarını hazırlarken içme suyu(klorsuz) su kullanılması önerilir.</p>
]]></description>
<link>https://masal.haberpaketleri.com/fitoterapi-nedir/6476/</link>
<pubDate>Wed, 05 Dec 2018 16:14:40 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Kış hastalıklarından korunmanın en etkili yolları</title>
<description><![CDATA[<img src="https://masal.haberpaketleri.com/images/haberler/kis-hastaliklarindan-korunmanin-en-etkili-yollari.jpeg" width="250"><br><p>Sonbaharın güneşli günlerinden sonra kış aylarının yağışlı ve soğuk havası beraberinde kış hastalıklarını gündeme getiriyor. Bu dönemde vücut direnci düştüğü için nezle, bronşiolit, grip, krup, zatürre, bademcik iltihabı gibi solunum yolu enfeksiyonlarında da artış görülüyor. Erişkinlerin yılda 2-4 kez, 6 yaşından küçük çocukların ise yılda 6-8 kez üst solunum yolu enfeksiyonu geçirdiğini belirten Çocuk ve Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nuran Gürses, bu enfeksiyonların kış aylarında yoğunlaştığının altını çiziyor. </p>

<p>65 yaş üstünde olan erişkinlerde, bağışıklık sistemi bozuk hastalarda solunum yolu enfeksiyonlarının ağır seyredebildiğini hatırlatan Gürses, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Solunum yolu enfeksiyonlarına yol açan birçok virüs ve bakteri bulunuyor. Bu yüzden her hastada nedeni saptamak mümkün olamayabiliyor. Bazı viral solunum yolu enfeksiyonlarında antiviral tedavi uygulanırken bir kısmında ise antiviral tedavinin etkinliği bilinmiyor. Bakteriyel enfeksiyon tedavisinde antibiyotikler uygulanıyor. Ancak tedavinin zor ve yıpratıcı olabileceği hastalıklarda korunma ön plana çıkıyor.” </p>

<p><strong>Güçlü bir bağışıklık sistemi için yoğurt, ayran, kefir tüketilmeli</strong></p>

<p>Solunum yolu enfeksiyonlarından korunmanın bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi ve aşıyla mümkün olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Nuran Gürses, kış hastalıklarından korunmada dengeli beslenmenin önemine de dikkat çekiyor. Prof. Dr. Gürses, “Bağışıklık sistemini düzenleyen probiyotikler ihtiva eden yoğurt, ayran ve kefir gibi gıdalar tüketilmelidir. Yapılan araştırmalarda probiyotik ve prebiyotik içeren simbiotik preparatları verilen bireyler üç yıl boyunca takip edilmiş ve solunum yolu enfeksiyonlarında belirgin azalmanın olduğu görülmüştür. </p>

<p>Öksürüğü ne keser?</p>

<p> </p>

<p>Probiyotiklerin yanı sıra taze meyve ve sebzeler, balık, yeşil çay, zencefil, biberiyenin yanı sıra bağışıklık sistemini güçlendirici etkisi klinik çalışmalarla kanıtlanmış Manuka Balı da tüketilebilir. Ayrıca sinüs ve kulak enfeksiyonlarından korunmada xylitol ihtiva eden sakızların kullanılması önerilmekte, pnömokok enfeksiyonlarından korunmada da bu sakızlar sık sık gündeme gelmektedir. Bağışıklığın güçlenmesinde vitamin ve element desteği, özellikle de C ve D vitamini ile çinkonun etkileri önemlidir. D vitaminin eksikliğinde bakteriyel ve viral enfeksiyonlara karşı direncin azaldığı ispatlanmıştır. Erişkinlerde üst yolunum yolu enfeksiyonlarında çinko kullanımın etkisi gösterilmiş ise de çocuklarda böyle bir etki görülmemiştir. Yeterli uyku ve hafif egzersizler yapmak da bağışık sistemini güçlendirmektedir” diyor.</p>

<p>Çocuklar için öksürük şurubu etkili doğal karışım</p>

<p> </p>

<p><strong>Ellerinizi en az 20 saniye yıkayın</strong></p>

<p>Solunum yolu hastalıklarından korunmada hijyenin de son derece önemli olduğunu anlatan Prof. Dr. Nuran Gürses, şu önerilerde bulunuyor: </p>

<p>•  Ellerinizi mutlaka sıcak su ve sabun kullanarak en az 20 sanie boyunca yıkayın ve mutlaka kurulayın. </p>

<p>•  Solunum yolu enfeksiyonların oluşmasında sigara çok önemli bir faktördür. Bu nedenle enfeksiyonlardan korunmak için sigara içmeyin ve sigara içilen ortamlarda uzak durmaya özen gösterin.</p>

<p>•  Hapşırır veya öksürürken kağıt mendil kullanın. Kolunuza öksürünüz, elinize öksürmekten kaçınız.</p>

<p>•  Kalabalık ortamlardan ve özellikle alışveriş merkezlerinden uzak durun.</p>

<p>• Diş fırçası, bardak, kaşık, çatal gibi kullandığınız malzemeleri başkasıyla paylaşmayın.</p>

<p>• Yaşanan ve çalışılan ortamların kapalı kalmaması ve sık sık havalandırılması önemlidir.</p>

<p><strong>Çocuklarda ve 65 yaş üstü bireylerde aşı şart</strong></p>

<p>Hastalıklardan korunmada aşıların öneminin tartışılmaz olduğunu söyleyen Prof. Dr. Nuran Gürses, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Grip aşısı her yaş grubuna yapılır. 6 ay – 5 yaş arasındaki tüm çocuklar bu hastalıkların ağır seyretmesi ve komplikasyonların ciddi olması nedeniyle aşılanmalıdır.</p>

<p>50 – 65 yaş üzerindeki tüm bireyler, kronik karaciğer ve böbrek hastaları, kalp yetmezliği ve Arteriosklerotik hastaları, astım, kronik bronşit,bronşektazi, tüberkuloz, kistik fibrozis, şeker hastaları, bağışıklık sistemi bozuk hastalar mutlaka grip aşısı yaptırmalıdır. Her yıl uygulanan grip aşısı sanılanın aksine cıva veya alüminyum içermez. Zatürree aşısı ise çocuklarda ulusal aşı programında uygulanmaktadır. Zatürrenin uygulandığı diğer bir yaş grubu 65 yaş ve üzerindeki sağlıklı bireylerdir, bu yaş grubuna her beş yılda bir aşı yapılır. Bütün bunların yanı sıra solunum yolu enfeksiyonlarından korunmada hemofilus influenza, boğmaca ve kızamık aşıları da etkili olmaktadır.”<br />
 </p>
]]></description>
<link>https://masal.haberpaketleri.com/kis-hastaliklarindan-korunmanin-en-etkili-yollari/6475/</link>
<pubDate>Wed, 05 Dec 2018 16:14:58 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Engellilerde idrar kaçırma önemli bir problem</title>
<description><![CDATA[<img src="https://masal.haberpaketleri.com/images/haberler/engellilerde-idrar-kacirma-onemli-bir-problem.jpeg" width="250"><br><p>Gerek omurilik yaralanmalarında, gerek MS hastalıklarında veya nörojenik hastalıkları olan kişilerde, idrar kaçırmanın çok ciddi bir problem olduğunu anlatan Kontinans Derneği Başkanı Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Tufan Tarcan önemli noktalara değindi. </p>

<p>"İdrar kaçırma sosyal yaşamı, aile ve iş hayatını çok ciddi bir şekilde etkiliyor. Bu konuda birçok tedavi alternatifi mevcut ama bu alternatifleri doğru verimde kullanmak önemli. Tedavide ilk basamak bu hastalıkları yaşayan kişileri bilinçlendirmek olmalı... Tedavinin amaçları arasında hayat kalitesini artırmak yanında böbrekleri korumak da yer alıyor. Bu hastalıkların medikal veya cerrahi tedavisiyle ilgili tıpta birçok ilerleme var. Bu problemlerin çoğu tedavi edilebilir sorunlar haline gelmiş durumda. En çok karşılaştığımız soru suni mesane ve kök hücre tedavileri ile ilgili geliyor. Maalesef henüz suni mesane de kök hücre tedavileri de araştırma safhasında ve rutine girmiş değil…" dedi.</p>

<p><strong>İdrar kaçırma yanında başka sorunlar da gelişebilir</strong></p>

<p>Engellilerde idrar kaçırma sorunları ve tiplerini özetleyen Prof. Dr. Tufan Tarcan, sözlerine şöyle devam etti; “Doğuştan veya sonradan herhangi bir hastalık veya kaza sonucu bedensel, zihinsel, ruhsal, duyusal ve sosyal yetilerini çeşitli derecelerde kaybetmiş, normal yaşamın gereklerine uyamayan kişiler” engelli olarak tanımlanmaktadır. Bu tanım içinde yer alan farklı gruplarda farklı tip idrar kaçırma tipleri görülebilir. Nörolojik bir sebep sonucu gelişen bir durum varsa nörolojik hasarın lokalizasyonu ve şiddeti gelişecek idrar kaçırma tipini belirleyecektir. </p>

<p>Örneğin sadece santral sinir sistemini etkileyen bir durumda farklı, omurilikte bir hastalık varsa seviyesine göre farklı durumlar gelişecektir.  Halk arasında inme olarak da tarif edilen beyin damarları ile ilgili beslenme bozukluğu yaratan ataklarda çoğunlukla sadece sıkışma tipi idrar kaçırma görülürken Multipl Skleroz'da (MS) sıkışma tipi idrar kaaçırma yanında işeme zorluğu da gelişebilir. Zihinsel bozukluklar da tamamen farklı idrar kaçırma tipleri ya da alt idrar yolları işlev bozuklukları ile karşımıza çıkabilir. </p>

<p>Genel olarak erişkinlerde en sık spinal kord yaralanmaları (omurilik felçliler) ve tümörleri, multiple skleroz (MS), Parkinson ve diyabet gibi hastalıklarda nörolojik hasara bağlı idrar problemleri ortaya çıkarken çocuklarda spina bifida olarak adlandırılan omurga ve omuriliğin gelişim anomalileri mesane sorunlarına yol açmaktadır" dedi.</p>

<p><strong>Omurilik felçlilerde idrar kaçırma sorunu çok yaşanmaktadır</strong></p>

<p>Omurilik felçliler de sıkça idrar kaçırma sorunu yaşanabildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Tufan Tarcan sorunu özetledi; "İdrar yolu enfeksiyonları, buna bağlı gelişen sepsis, üst idrar yolları (böbrek) ve alt idrar yolları (idrar kesesi) bozulmaları, idrar yollarında taş oluşması, hayati tehlike yaratabilen ani tansiyon artışı ile giden otonomik disrefleksi, cilt komplikasyonları ve depresyon omurilik felçlilerinin karşı karşıya olduğu risklerdir. Bu hastalarda uygun yapılmayan ürolojik takipler yukarda belirttiğimiz gibi çok ciddi olan komplikasyonlarla hastanın hayatını kaybetmesine sebep olabilir. Son yıllarda bu konuda artan bilinç ve iyi takiple büyük gelişmeler kaydedilmiştir. Omurilik felçli hastalarda idrar kesesi lezyonun seviyesine göre idrarı yüksek basınçla depolayabilir veya idrar kesesi çıkışı tam kapanamadığı için devamlı idrar kaçırabilir. İlk durum geçerli ise tuvalete yetişemeden ani idrar hissi ile bazen ise hiç hissetmeden kaçırma olabilir. İkincisinde ise devamlı veya hareketle ya da eforla idrar kaçırma söz konusudur. İdrar kaçırma sorunu için tedavi yöntemi uygulanırken yardımcı olarak hijyenik amaçla mesane pedleri kullanılabilir.</p>

<p>Engellilerde idrar kaçırma sorununda dikkat edilmesi gereken durumların en başında üst idrar yolları yani böbreklerin korunması gelmektedir. Bu konuda deneyimli merkezler veya uzmanlara ulaşmak gerekir. İdrar kesesinin yüksek basınçla çalışıp idrar kaçırmaya neden olması böbreklerin de risk altında olduğu anlamına gelebilir." dedi.</p>
]]></description>
<link>https://masal.haberpaketleri.com/engellilerde-idrar-kacirma-onemli-bir-problem/6474/</link>
<pubDate>Wed, 05 Dec 2018 16:14:13 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Akciğer kanseri nefes yoluyla teşhis edilebilecek</title>
<description><![CDATA[<img src="https://masal.haberpaketleri.com/images/haberler/akciger-kanseri-nefes-yoluyla-teshis-edilebilecek.jpeg" width="250"><br><p>Ege Üniversitesinden yapılan açıklamada, üniversitenin önderliğinde 5 ülkeden 9 üniversite ve 14 fakülteden 28 araştırmacının bir araya gelerek geliştirdiği projenin akciğer kanserli hastalarda soluk havasında genetik analizlerin yapılabilirliğini ortaya koyan bir çalışma olduğu belirtildi.</p>

<p>Soluk havasının genetik analizlerde başarılı bir şekilde kullanılabileceğini gösteren projenin ürüne dönüşmesi ile soluk havasının sıvı hale getirilerek akciğer kanserinin teşhis edilmesi hedefleniyor.</p>

<p>TÜBİTAK 1003 proje destek programı kapsamında devam eden ve ilk aşaması başarı ile tamamlanan proje ile Türkiye'ye akciğer kanserinin teşhisinde yeni bir yöntem kazandırılacak.</p>

<p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, projede görev alan araştırmacılarla hastanenin başhekimliğinde bir araya geldiklerini belirterek üniversitenin liderliğinde yine bir ilke imza attıklarını ifade etti.</p>

<p> Öldükten sonra bilincin açık olduğu kanıtlandı</p>

<p> </p>

<p>Budak, şunları kaydetti: "Bu projede görev alan multi-disipliner araştırma ekibi içerisinde kimya, genetik, biyokimya ve matematik bilim dallarından ve diğer üniversitelerden araştırmacılarımız soluk havasından DNA parçacıklarını izole eden bir yöntem geliştirdiler. Bu yöntemin akciğer kanseri teşhis ve tedavisinde çığır açacağını düşünüyoruz. Akademisyenlerimizi bu başarılarından dolayı tebrik ediyorum. Ege Üniversitesinin bu alandaki başarı hikayeleri durmaksızın devam edecektir. Projede görev alan tüm akademisyenlerimize teşekkür ediyorum. Yürüttüğümüz projeler ile ülkemizde ve uluslararası arenada daha iyi yerlere geleceğimize inanıyorum."</p>

<p><strong>Hastadan biyopsi yerine soluk alınacak </strong></p>

<p>Proje sorumlusu EÜ Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tuncay Göksel ise bu yöntem ile sonuçların daha hızlı çıkacağını ifade etti.</p>

<p>Göksel, şunları kaydetti: "Projemizin tamamlanmasıyla özellikle akciğer kanserinin izleminde soluk havası analizi ile elde edilen veriler ışığında, hastanın eş zamanlı genetik haritasını çıkarıyor olacağız. Bu harita ile tedaviyi yönetebileceğiz. Dokudan ve kandan bu analizi yapabiliyoruz. Ama soluk havasından bu analizi yapmak ülkemiz için bir ilk olacak.</p>

<p>Hastadan soluk havası alma işlemi 10 dakika sürüyor. Biyopsi yapmadığımız için maliyet de düşecek. Biyopsi yapmanın ciddi maliyeti var. Soluk havası almanın ise bir maliyeti yok. Cerrahi biyopsilerde özellikle hayati riskler de yaratıyor. Muhtemelen önümüzdeki yıllarda bu analizi hastanemizde rutin olarak uygulanabilir hale getireceğiz."</p>
]]></description>
<link>https://masal.haberpaketleri.com/akciger-kanseri-nefes-yoluyla-teshis-edilebilecek/6473/</link>
<pubDate>Wed, 05 Dec 2018 16:14:18 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Ayakkabılarınız ve yüzüğünüz dar geliyorsa dikkat!</title>
<description><![CDATA[<img src="https://masal.haberpaketleri.com/images/haberler/ayakkabilariniz-ve-yuzugunuz-dar-geliyorsa-dikkat.jpeg" width="250"><br><p>Vücutta ödem söktüren 10 besin</p>

<p> </p>

<p>Kilo aldığınızı düşünüyorsunuz, yüzüğünüz parmağınızı sıkıyor, ayakkabınız artık küçük geliyor, ellerinizde, ayak bileklerinizde ve bacaklarınızda şişlikler meydana geliyor… Bu yaşadığınız sorunlar her zaman kilo artışının değil, vücudunuzda biriken ödemin de habercisi olabilir. Uzmanlar, altında yatan başka hastalıklar olabileceği için, ödemin titizlikle takip ve tedavi edilmesi gereken bir rahatsızlık olduğunu savunuyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Görkem Sucu, ödem ile ilgili merak edilenleri anlattı.</p>

<p><strong>Ödem, ciddi bir hastalık habercisi olabilir</strong></p>

<p>Vücudun herhangi başka bir yerinde de ortaya çıkabilen ödem, en çok kollarda ellerde ve bacaklarda meydana gelen, deri ve deri altı dokusunda su birikimine bağlı oluşan şişliğe deniyor.</p>

<p>Dr. Görkem Sucu, "Hastalar kilo aldıklarını zannedebilir, ayakkabı ve yüzüklerinin küçük gelmesinden yakınabilirler. Altta yatan bir hastalığın belirtisi olarak ortaya çıkabileceğinden dolayı ödem önemsenmesi gereken bir belirtidir. Ödemli bölgeye birkaç saniye basılı tutulduktan sonra 'gode' denilen çukurun oluşması ödemin habercisidir. Bu çukur yatar pozisyonda kalça ve sırtta da oluşabilir" dedi.</p>

<p><br />
<strong>Bu ilaçlara dikkat</strong></p>

<p>Ödemin birçok sebebi olabileceğini söyleyen Dr. Görkem Sucu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bunlar arasında, çok uzun süre oturmak veya aynı pozisyonda uzun süre kalmak, çok fazla tuz tüketmek ve hamilelik bulunmaktadır. Bunların yanı sıra bazı ağrı kesicilerin, bazı ilaçların, hipertansiyon ve diyabet ilaçlarının kullanımında ortaya çıkmaktadır. Östrojen kullanımı da ödeme sebebiyet verebilir. Ciddi ve uzun süreli protein eksikliği de kanda protein eksikliğine bağlı ödeme yol açabilir."</p>

<p><strong>Kalp ve böbrek yetmezliği olanlara uyarı </strong></p>

<p>Dr. Görkem Sucu, "Kalp yetmezliği olan hastalarda kalbin alt bölmelerinden biri veya her ikisi de kanı etkili bir şekilde pompalama yeteneklerini kaybeder. Bunun sonucunda bacaklarda, ayak bileklerinde, karında ve bazen akciğerde sıvı birikmesi olabilir. Böbrek yetmezliğinde veya böbrekten protein kaybında, bacaklarda, göz çevrelerinde veya vücudun diğer bölümlerinde ödem oluşabilir.</p>

<p>Ödem daha birçok ciddi hastalık ile ortaya çıkmaktadır. Sirozda karın boşluğunda ve bacaklarda ödem oluşabilir. Bacaklardaki toplardamarlarda yetersizlik varsa (venöz yetmezlik), kan bacak damarlarında birikir ve bacaklarda şişme olabilir. Dokulardaki atık maddelerin ve aşırı sıvının temizlenmesine yardımcı olan vücudumuzun lenfatik sistemi hasar görür veya yetersiz kalırsa, bir bölgeyi boşaltan lenf düğümleri ve lenf damarları düzgün çalışmayabilir ve ödem oluşabilir" diye konuştu. </p>

<p><strong>Tuz tüketimini azaltın</strong></p>

<p>Ödemin temel sebebinin fizik muayene ve tıbbi öykü ile anlaşıldığına dikkat çeken Dr. Görkem Sucu, "Kan tahlilleri ve radyolojik tetkiklerle bu tanılar desteklenebilir. Tedavide önemli olan ödeme sebep olan hastalığın tedavisidir. Altta yatan hastalığa göre tedavi yöntemi değişmektedir. Tuz kısıtlaması genel prensiptir. Günlük ihtiyaçtan fazla tuz alımı vücutta sodyum denilen mineral ile beraber su tutulumuna sebep olacağından, aşırı tuz alımından kaçınılmalıdır. İlaç yan etkisi olarak ortaya çıkan ödemlerde ilaç değişikliği veya doz ayarlaması genellikle yeterlidir.<br />
 Bazı durumlarda ödemli bölgenin kalpten yüksekte tutulması, masaj ve egzersiz gibi yöntemler ödemin azalmasına yardımcı olabilir. Ödemli bölgelerde enfeksiyon gelişimine yatkınlık olabilir, oluşan yaralar geç iyileşebilir. Bu sebeple ödemli bölgeler mümkün olduğunca temiz tutulmalıdır.<br />
Ödem deyip geçmeyin, bu şikayetlere dikkat!</p>

<p>Dr. Sucu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ani başlayan nefes darlığı, solunum güçlüğü, göğüs ağrısı gibi durumlar, hızlı tedavi gerektiren akciğer ödemi belirtisi olabilir. Bu durumlarda acil bir uzmana başvurmak gerekmektedir. Bacakta tek taraflı şişlik ve kalıcı ağrı, bacak damarlarında oluşan kan pıhtısından kaynaklanabilir. Bu pıhtı damarlar yoluyla akciğere gelerek akciğer damar tıkanıklığına (akciğer embolisi) sebep olabilir. Bu durum ani solunum güçlüğü ve yan/sırt ağrısı ile kendini belli eden acil bir durumdur. Bunun dışında ödem sıklıkla bir sağlık sorununun belirtisi olması sebebiyle her zaman önemsenmeli ve takip edilmelidir."<br />
 </p>
]]></description>
<link>https://masal.haberpaketleri.com/ayakkabilariniz-ve-yuzugunuz-dar-geliyorsa-dikkat/6472/</link>
<pubDate>Wed, 05 Dec 2018 16:14:37 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Reflü şikayetlerini azaltan alışkanlıklar</title>
<description><![CDATA[<img src="https://masal.haberpaketleri.com/images/haberler/reflu-sikayetlerini-azaltan-aliskanliklar.jpeg" width="250"><br><p>Reflünün belirtileri ve tedavisi</p></p>

<p><strong>Stres ve beslenme yine başrolde!</strong></p>

<p>Reflü, mide içeriğinin, yukarıya doğru yemek borusuna geri kaçmasıdır. Bunun sonucunda da midedeki asit ve pepsin yani midede proteinlerin sindirimine yardım eden madde, yemek borusunun alt ucunu tahriş etmekte ve yemek borusu kendini mide asidinden koruyamaz hale gelmektedir. Stresli iş ve yaşam koşullarının yanı sıra modern şehir hayatıyla birlikte geleneksel yemek tarzı da şekil değiştirmiştir. Ev yemeklerinin giderek daha az tüketilmesi, saati değişen öğünler, hazır gıdalar ve fast food tarzı yiyecekler, kahve, çay, gazlı içecekler ve sigara tüketiminin artması, reflü oluşumunda önemli etkenlerdir. </p>


<p><strong>Önemli sağlık sorunlarına yol açabilir</strong></p>

<p>Reflü hastalarında ağıza acı su gelmesi, göğüs ağrısı, midede ekşime, yutma güçlüğü, öksürük ve ses kısıklığı gibi yaşam kalitesini düşüren sorunlar görülmektedir. Hastalığın tedavi edilmediği ve şikayetlerin kontrol altına alınmadığı durumlarda gece mide içeriğinin solunum yollarına kaçması ile ani uyanmalar, akciğer iltihabı gibi önemli sorunlar da ortaya çıkabilir. Ayrıca mide içeriğinin yemek borusunu tahriş etmesine bağlı olarak reflü sorunu olanlarda özofagus kanseri riski de bulunmaktadır.</p>

<p><strong>Doğru beslenme şikayetleri azaltır </strong></p>

<p>Reflü sorunu olan kişilerin beslenme düzenleri, şikayetlerin kontrol altına alınması sağlar ve hastalığın, vücutta farklı organlara zarar vermesini önemli oranda engeller.</p>

<p><strong>Reflüde tüketilmemesi önerilen yiyecek ve içecekler:</strong><br />
-Kahve<br />
-Çikolata<br />
-Baharatlar<br />
-Gazlı içecekler<br />
-Sigara ve alkol <br />
-Soğan ve sarımsak<br />
-Yağda kızartılmış yiyecekler<br />
-Salça<br />
-Domates<br />
-Ekşili yiyecekler</img></p>

<p><strong>Reflü şikayetlerini azaltan yiyecek ve içecekler:</strong></p>

<p><br />
-Liften zengin gıdalar<br />
-Elma<br />
-Muz<br />
-Brokoli<br />
-Havuç<br />
-Fasulye<br />
-Kantaron yağı<br />
-Papatya çayı <br />
-Peynir </p>

<p><strong>Reflü şikayetlerini azaltan alışkanlıklar kazanın</strong></p>

<p><strong>1. Tabağınızdaki porsiyonları küçültün:</strong> Reflü şikayetlerini azaltan yiyecekler tercih edilmeli ve midenin gereğinden fazla doldurulmamalıdır. Bu durum, yiyeceklerin kolayca geriye kaçmasına sebep olmaktadır.</p>

<p><strong>2. Yemek yedikten sonra uyumayın:</strong> Yemek yedikten sonra en az iki saat kadar yatar pozisyonda olmamaya özen gösterilmelidir. Çünkü bu şekilde mide ile yemek borusu arasında olan açı kaybolmaktadır.</p>

<p><strong>3. Hızlı yemek yemeyin: </strong>Her lokmayı uzun uzun çiğnemek reflü hastaları için önemlidir. Ayrıca ayaküstü değil, oturarak yemek de etkili bir korunma sağlar. </img></p>

<p><strong>4. Yastık yüksekliğiniz 30 cm olsun:</strong> Gece boyu mide sıvısının geriye kaçışını engellemek için başın mide seviyesinden yüksekte tutulması gerekir. </p>

<p><strong>5. Kilo verin:</strong> Fazla kilo sorunu olan reflü hastalarının şikayetleri hem daha sık hem de daha şiddetli olmaktadır. Bu nedenle mutlaka ideal kiloda olmaya özen gösterilmelidir. </p>

<p><strong>6. Bol ve sık su için:</strong> Suyu gün boyu sık aralıklarla yudumlayarak tüketmek, şikayetleri azaltıcı bir etkiye sahiptir. </p>

<p><strong>7. Hareket edin: </strong>Akşam yemeği sonrası 15-20 dakikalık kısa yürüyüşler, rahatlatıcı özelliktedir ve hastalar için son derece faydalıdır.<br />
 </p>]]></description>
<link>https://masal.haberpaketleri.com/reflu-sikayetlerini-azaltan-aliskanliklar/6471/</link>
<pubDate>Wed, 05 Dec 2018 16:14:18 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Yalnızlık çok sık hasta olmaya neden oluyor</title>
<description><![CDATA[<img src="https://masal.haberpaketleri.com/images/haberler/yalnizlik-cok-sik-hasta-olmaya-neden-oluyor.jpeg" width="250"><br><p>Çok sık hasta mı oluyorsunuz? Yoksa yalnız mısınız? Çoğu kişi kendini yalnız hissetiği anlara şahit olmuştur. Yalnızlık hayatımızı bazı zamanlarda olumsuz etkilese de araştırmalar gösteriyor ki bağışıklık sistemimizi de etkiliyor. Amerikalı bilim insanlarının araştırmasıyla ortayan çıkan bu sonuç doğrultusunda, yalnız kişilerin hali hazırda vücutlarında bulunan virüslerin daha sık aktive olduğunu gösterdi.</p>


<p><strong>Vücut daha fazla hastalık üretiyor </strong></p>

<p>Ohıo Tıp Fakültesi’nde yapılan araştırmaya göre, bu kişilerin vücutları, stres altındayken de daha fazla iltihap üretiyor. Kandaki iltihap oranının artması ise vücudu hastalıklara açık hale getirirken, kalp krizi riskini de artırıyor.</p>

<p>Birinin psikopat olduğunu nasıl anlarsınız?</p></p>

<p><strong>Yalnızlık kronik strese yol açıyor </strong></p>

<p>Yalnızlık hisseden kişilerin, hayatta karşılarına çıkan olumsuzluklardan da daha ağır etkilendiği ve kronik stres yaşamaya daha eğilimli olduğu belirtiliyor. Çaresi ise insanlarla anlamlı ve sağlıklı bağlar kurmak.</p>

<p><strong>Kendini yalnız hissetmek burada önemli</strong></p>

<p>Bilimciler, burada asıl belirleyici olanın, bireyin az kişi tanıması veya yalnız yaşaması değil, kendini yalnız hissetmesi olduğunun da altını çiziyor. Yani araştırmaya göre, önemli olan çok insan tanımak değil, anlamlı ilişkiler ve kişiyi güvende hissettirecek tarzda bağlantılar kurmak.</p>

<p><strong>Bağışıklık sisteminin sağlığı için sosyal bağlar kurmak önemli </strong></p>

<p>Zira, bu tür sosyal bağlar yalnız ruhsal değil, fiziksel sağlığa da iyi geliyor. Sağlıklı sosyal ilişkiler, bağışıklık sistemini kuvvetlendirirken, stres seviyesini de azaltıcı rol oynuyor.</p>

<p> </p>]]></description>
<link>https://masal.haberpaketleri.com/yalnizlik-cok-sik-hasta-olmaya-neden-oluyor/6470/</link>
<pubDate>Wed, 05 Dec 2018 16:14:17 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Otoskleroz nedir?</title>
<description><![CDATA[<img src="https://masal.haberpaketleri.com/images/haberler/otoskleroz-nedir.jpeg" width="250"><br><p><strong>Otoskleroz hastaları kalabalıkta daha iyi duyuyorlar!</strong></p>

<p>“İç kulak kireçlenmesi” olarak bilinen otoskleroz hastalığının, işitme kaybının sık görülen nedenlerinden birisi olduğuna dikkat çeken KBB Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Ozan Seymen Sezen, “Otoskleroz; tedavisi mümkün olan, iç kulak sinirlerini, ancak hastalık ilerlediğinde tahrip eden, çoğunlukla ses iletimini engellediği için işitme kaybına yol açan bir hastalıktır. </p>

<p>Hastalığın genetik olarak aileden geçişi söz konusudur. Yani aile bireylerinde bu hastalık olan kişiler hastalığa daha yatkındır. Bunun yanında kadınlarda ise erkeklere oranla daha sık rastlanmaktadır. Genellikle genç erişkinlik yaşlarında (20-30 yaşlarında), tek ya da iki kulakta işitmenin yavaş yavaş azalmaya başlaması ile belirti verir. Bazen kulakta çınlama, nadiren de hafif baş dönmeleri bu işitme kaybına eşlik eder. </p>

<p>İşitme kaybı her geçen sene daha da artar. Bu kişiler, diğer işitme kaybı hastalıklarının aksine kalabalıkta ve gürültülü ortamlarda (düğünlerde, gece kulüplerinde vb. alanlarda) birisi ile konuşunca normalden daha iyi duyarlar.” dedi. </p>

<p><strong>Üzengi kemiğinde hareket kısıtlanması oluşur</strong></p>

<p>Doç. Dr. Ozan Seymen Sezen, “Otoskleroz hastalığında, üzengi kemikçiğinin iç kulak ile komşu olduğu duvarda yapısal kireçlenme sonucu katılaşma olur. Bu durumda üzengi kemiğinde hareket kısıtlanması meydana gelir. Buna bağlı olarak ses dalgaları iç kulak sıvılarına yeterli düzeyde iletilemez ve ‘iletim tipi’ denilen işitme kaybı meydana gelir.</p>

<p>İç kulak sağlamken yalnızca sesler iletilememektedir. Fakat hastalığın ilerleyen dönemlerinde bu kireçlenme iç kulak duvarını da etkileyebilmektedir ve sinirsel tip işitme kaybı da oluşabilmektedir. İşitme kaybının boyutu kireçlenmenin şiddeti ile değişebilir. Hafif seslerin duyulamaması, çınlama gibi etkilerinin yanı sıra baş dönmesi ve denge problemleri gibi etkileri de söz konusu olabilmektedir.” dedi.</img></p>

<p><strong>Hastalığın 2 evresi var!</strong></p>

<p>Kulak kireçlenmesinin 2 ayrı evrede ele alındığını belirten Sezen, şöyle konuştu: “Kulak kireçlenmesinin özel bir tipi olan otosklerozun tedavisi erken ve geç evre olarak 2’ye ayrılır. Erken dönemde henüz kireçlenme tam oluşmadığından, hasta işitme testleriyle takip edilebilir. Yumuşak evre olarak da bilinen bu dönemde hastaya sodyum florür içerikli tabletler verilip hastalığın ilerlemesi yavaşlatılabilir.</p>

<p>Fakat kireçlenmenin ilerlediği ve geç evre olarak bilinen durumda işitme kaybı, hastanın sosyal yaşantısını etkiler boyuta gelmiştir ve hastalar için artık tedavi yöntemi cerrahidir. </p>

<p><strong>Kulağa ‘Teflon Piston’ Yerleştiriliyor</strong></p>

<p>Seymen, “Hastalığın günümüzde 3 tedavi şekli bulunmaktadır. Bu hastalar işitme cihazı kullanabilir ve iyi sonuçlar alabilirler. Ancak bu yöntem hastalığın ilerlemesini durdurmaz ve ömür boyu kullanım gerektirir. </p>

<p>İkinci tedavi seçeneği ise ilaç kullanımıdır. Bunun için çeşitli ilaçlar kullanılabilir. Ancak bunlar hastalığın hızlı ilerlediği aktif dönemleri azaltmak için önerilir. İşitmeyi daha iyi hale getirmez ve sürekli kullanılmaz. Yani hastalığın tedavisinde sınırlı yerleri vardır. </img></p>

<p>Tedavi için cerrahi müdahalenin tespit edildiği aşamada ise otoskleroz hastalığı tedavisi için uygulanan ameliyata geçilmektedir. Bu ameliyatın adı ‘stapedektomi' ameliyatıdır. Genellikle ‘teflon piston' diye isimlendirdiğimiz bir protez, hareketsiz durumdaki üzengi kemikçiğinin yerine yerleştirilir. Protezin çengel şeklindeki üst kısmı örs kemiğine asılır.</p>

<p>Böylece kemiğine gelen ses titreşimleri bu protez vasıtası ile üzengi tabanına açılan delikten iç kulak sıvılarında ulaşır ve bu sıvıda dalgalar oluşturarak duyma yeniden sağlanır. Uzmanlık gerektiren bu ameliyat, gelişmiş ameliyat mikroskopları kullanılarak bazen de lazer yardımıyla yapılır.” dedi. </p>

<p><strong>Baş dönmesi geçmeden seyahate çıkmayın…</strong></p>

<p>Hastalığın ilerleyen devresinde yapılan cerrahi müdahale sonucunda olası belirtileri ve yapılması gerekenleri sıralayan Doç. Dr. Ozan Seymen Sezen, “Ameliyat sonrasındaki olası belirtiler, kendini baş dönmesi şeklinde gösterebilmektedir.</p>

<p>Bazen bulantı ve kusma da baş dönmesine eşlik edebilir ancak bu geçici bir durumdur. Ağrı nadiren olur ve hafiftir. Ameliyat sonrası erken dönemde hastalar baş dönmeleri tamamen geçene kadar, uçak ve araba ile seyahat etmekten, dalış yapmaktan ve ağır kaldırma gibi hareketlerden sakınmalıdırlar.” sözlerini ifade etti.</img></p>]]></description>
<link>https://masal.haberpaketleri.com/otoskleroz-nedir/6469/</link>
<pubDate>Wed, 05 Dec 2018 16:14:17 +0300</pubDate>
</item></channel>
</rss>